eşcinsellik

ÇOCUK YAŞTA SUİSTİMAL EŞCİNSELLİK 04.06.2008

—slm

slm hoşgeldiniz

—hosbulduk nasilsinz

teşekkür ederim kiminle tanışıyorum

—ben ……. ogrenci şu şehirde… hocam benim bir derdim var… derman bulamiyorum… dogrusu kimseye de konusamiyorum

Anlıyorum malum dermansız dert olmazmış, arayan da bir şekilde bulabilir… buyrun anlatın isterseniz

—bende escinsel hisler var ne yaptiysam kurtulamiyorum

bu konuda bir psikiyatriste psikoloğa gittiniz mi acaba

—cekiniyorum, utaniyorum birine yuzyuze konusabilecegimi zannetmiyorum

anlıyorum ama bu gerekli olabilir, malum ruhsal bir varlık olduğumuz kadar anatomik yapımız da var sini sistemimiz hormonel yapımız beyin hücrelerimiz, belli ilaç tedavisi ve düşünce terapisi gerekli olabilir… ne var ki bendeniz de bir şeyler diyebilirim ama yeterli olmayabilir…

—lutfen soyleyin

yani konuya hemen girmem mümkün olamaz tabi ki… sizi tanımalıyım memleketiniz inanç ibadet durumunuz aile yapınız ve çocukluğunuz konusunda bilgi verirseniz uygun olur…

—inancliyim…

çocukluktan gelen olaylar varsa bunlar önemli açıklamak ister misiniz

—cocukken yani cok kucukken hatirladigim seyler var … anlatirken bile utaniyorum..sanirim ben boyle icimde aciyla yasayicam butun omur gece gunduz Allaha yalvariyorum kac yildir degismek icin… şaşırdım ne yapacagimi

bu konuda öncelikle ümitsiz olmamalısınız, şu bakış önemli ALLAH VAR BEN SEN VARIZ HAYAT VAR, bu gerçekleri değiştiremediğimiz gibi, belli yaştaki deneyimler de var ve gelecek yaşayacaklarımız da….

Bütün bunlara BİRER DURUM olarak bakma durumundayız… Ve her duruma bir YORUM gerekir sonra da TUTUM sergilemek gerekir. Bir de elden TUTANLAR!…

Ya geçmişe takılıp gelecek durumları karartırız ya da güzel bakış açılarıyla düşüncelerle ve önemlisi aktivitelerle güzelleştirebilir geçmişi sildirebilir hatta gelecekteki aydınlık renklere de onları boyayabiliriz; ayet var Allah geçmiş ne olursa olsun onları siler ve yerine iyilik güzellik bile yazar…

Bilirsiniz inançsızlık kadar ümitsizlik de bir inkarcı özelliğidir… buraya gelişinizin veya bir başka yerdeki arayışınızın bir anlamı olmalı di mi? Bendeniz ne manevi açıdan ne de bilgi açısından yeterli olmayabilirim hatta bilemezsiniz hangi insanın çocukluğunda gençliğinde neler yaşadığını bilemeyizdi mi, şu an hepimizin belli günahları da olabilir… Sezen Aksunun parçasında dendiği gibi bir çağ yangını bu bugün masum değiliz hiç birimiz… Ama gidilecek hangi kapı var ki bizim ruhumuzu değiştiriversin ömrümüzü farklılaştırsın… “Tanrım beni baştan yarat!” deme durumumuz yok di mi?

—bu ibenim anlamadigim birsey su icimdeki bu pisligi ben istemedim nerden geldi bilmiyorum ama korkuyorum bir gunah hislemekten, simdi yillardir kurtulmaya calistigim bu pislik yuzunden gunah islersem, cezasini da mi cekecegim? yoruldum on yildir savasiyorum ve artik yenilgiyi kabul etmek uzereyim..

Şimdi kardeşim iki önemli hususu açıklamama izin verir misiniz sonra bir sorum olacak

—tabi

Tamam lütfen öncelikle sabırlı olalım aceleci davranmayalım hem duygularımızda hem düşüncelerimizde tabi davranışlarımızda da; hani bilirsiniz ön yargı iyi değildir insanlar arası ilişkilerde değil mi? Hiç Allah hakkında ön yargı doğru olur mu? Sonsuz rahmet merhamet af sahibi olduğunu bilmeyenlerden değilsiniz şimdi iki konuya giriyorum izninizle

Birincisi, insanın yaptığının ne olduğunun bilincinde olması farkındalığı, onu yorumlaması hakkında bir anlam bir değer yüklemesi ve bir sonuca varması… bu esas yaratılışımızın amacıdır, akıllıyız malum diğer varlıklar böyle fikirler kurup sonuçlara varamaz. Tabi çoğu insan da yaptığı her şeyin tadını alıp zevle sahiplenir günah nedir düşünmeyebilir, o da aklını kullanmıyor yaratılış amacına uygun düşünmüyor demektir

Ama sizde Allahın hoşnut olduğu bir tavır görülüyor. Yani siz durumunu değerlendirebiliyorsunuz Allah karşısında… Vazgeçmemişsiniz O’ndan ve bunun O’nun gücüne gidebileceğinii düşünüyorsunuz, vicdanınız eziliyor ruhunuz daralıyor, bir günahı bütün ruhunuzla kabullenmiş kalbinizi fikrinini ona bağlamış değilsiniz… Bu müthiş önem verilecek bir olaydır, hiç Rabbimiz buna önem veremz mi? lütfen siz de öncelikle buna önem veriniz.

—evet… tesekkur ederim beni anlamaya calisitiginiz degerli vaktinizi ayirdiginiz icin

Ben birinci yönünü anlattım arzu ederseniz ikinci konuya da değinebilirim veya sözünü etmek istediğin durum varsa sizi dinleyebilirim.

—tamam lutfen

Önce içinde bulunduğunuz durumdan memnun olmamanız bence çok olumlu ve çaplı bir adımdır ayet ve hadislere baktığımızda bunları görebiliriz, hani bilirsiniz şeytan isyan etmiş secdeyi terk etmiş yaptığı hatanın acısını çekmemiş aksine kibirle diklenmiş ve Allaha dönüş yapmamıştır. Oysa Hz.Adem cennette bir yönüyle cinsel bir yasağı delmiş olabilir ama sonunda yaptığının Allah karşısındaki durumuna bakarak üzülmüş Allahdan özür dilemiş ve affedilmiştir.

O Peygamberdir seçilmiştir örnek olacaktır bizler gibi sürekli hatalarda takılı kalmazlar ama örnek aldığımız için biz de benzer iç yanışıyla günaha baktığımız sürece, tekrarla elimizde olmadan işlesek bile Allaha dönüş çabası içinde olduğumuz sürece, Şeytan yönüne değil Adem yönüne yani Allaha yönelmişiz demektir lütfen bunu da unutmayınız…

İkinci konumuz da bu esasen ümit kesmemek asla, Allahdan başka gidilecek bir kapı olmadığını biliriz ne kadar hatalı da olsak yine ona döneriz… Bir şey soracaktım

—tabi

çevrenizde güzel hizmetler yapan arkadaş çevreniz var mı haftalık sohbetler gibi etkinlikler yapabiliyor musun

—pek sayilmaz hayir ben biraz utangac anti sosyal biriyim

Evet öncelikle bu konuda bir adım atmalısınız Bakın size iki şey edim !.Durumunuzu görmeniz buna içinizin yanması ve ümitli olma kapısından ayarılmama çamurlar içinde de olsak da yine gül tutabilme, Allaha el uzatmaktan geri durmama… çok önemli adımlar dedik

—evet

ÜÇÜNCÜ KONUMUZ BU olsun… Mutlaka güzel arkadaşlar edinip güzel çalışmalara yönelmemiz gerekir. Yanlızlık daima handikaptır zihin meşgul olmak ister siz onu meşgul etmezseniz o sizi meşgul edebilir. Özellikle bilinçaltı birikimleri boşluk boş an buldukça bilince doğru kabarcıklar gibi yükselmek ister. Ayette dendiği gibi onu boş bırakmaya gelmez bir etkinlik bitince mutlaka bir başkasına yönelmeli insan…

Şimdilik bu üç konuya temas etmiş oluyorum sizin ayrıca temas etmek istediğiniz şey varsa isterseniz alabilirim

—haklisiniz..ne desem bilemiyorum.daha sosyal daha caliskan daha inancli olmaliyim ama olmaliyim diyerek basladigim hic biseyi olamadim bugune kadar insallah bu sefer olurum

Bakın burda da güzel farklı bir potansiyel göründü yani başladığınız şeyler…

Bu böyle sürüp gitmeli pes etmemeli yani olmasa da tekrar başlamamlı bu iradenin kavgasıdır imtihan budur ve Allah içimizdeki bu iyi niyetlere amaçlara bakacaktır, yapabildiklerimizden çok…

Önemli olan günahla beraber ondan tiksinme yüreğin yanması ve içi yana yana devamlı yeni arayışlar içinde olmak bu çok önemli bir tutumdur bence böyle uğraşmaya devam etmelisiniz şeytanın asıl istediği insanın cepheyi bırakıp gitmesini sağlamaktır Allaha her dönüş ve özür şeytanın canına okur, ruhumuza da direnç verir.

—savaşa devam diyorsunuz yani keske savasşçı bir ruhum olsaydi bir de

Ama çok güzel söz ettiniz :”Savaşa devam!” Biliyorsunuz aslında şeytan bu sloganı savurmuştu küstahça Allah karşısında senin insanlarını baştan çıkaracak onları hep cehenneme sürükleyeceğim hayat boyu!… Hayat boyu dediği de kıyamete kadar bakın!… Sizin “Savaşa devam!” demeniz şeytanca arzularla savaşa ve secdeye devam demektir! Şeytan kararlıdır isyandan tevbeye ve secdeye dönüşü döşünmez, biz aksini yapacağız. Savaşırken onunla sve bizden yapmamazı istedikleriyle vavaş edeceğiz yani teslim olmak şeytanın cephesini seçmektir, nefsimiiz vardır melek değiliz kardeşim, Allah bile bile nefsi vermemiş midir önemli olan bu nefse rağmen Allah cephesini seçme mücadelesidir

—halbuki benden daha korkak, kolay pes eder birini görmüş de değilim
Evet inşallah bu cümleyi değiştirmek elimizde olacaktır. Siz korkak kolay pes eder dediğiniz durumda olsanız bile bu cümleyi olumluya çevirip taklitle de olsa kendinize tekrar ediniz tavsiye ediyorum. Peygamberlerin Sahabenin Ecdadımızın tarih boyu cesaretlerini düşünün mesela tabi başarılı güven verici tebessüm çehreli ve coşku lie güzel çalışmalarda koşturan arkadaş çevresi diyeceğim yine izninizle…

İnancınızla bakarak “Onlar Allahdan baştka bir şeyden korkmazlar!” ayetini düşünün lütfen. Böyle devam edin o kapısından ayrılmayanları asla zayi etmez yolda bırakmaz kesinlikle ayet böyle der Evet bakın bir gerçek var hem ayet ve hadislerde geçer hem de modern konuları işleyen bilimsel psikolojik gelişim kitaplarında insan her duygu ve düşüncesiyle kendisine bir koza örer buna patern diyorlar bir öfke modu bir üzüntü modu bir sevinç veya bir zevk modu gibi bir durum içinde olur her insan her gün her saat hatta kimi zaman an be an değişebilir… Tıpkı bulutların geçmesi gibidir bu geçici kararır ruhumuz temiz sayfamız karalanabilir ama güneş hep vardır hep parlaktır temizdir ve mutlaka o bulutlar açılıp bize tebessüm edecektir böyle düşünmeli Siz mutlaka güzel etkili arkadaş çevresi edinmelisiniz bence … Üniversitenizde mutlaka bulabilirsiniz, açıkça diyebilirim mesela sızıntı okuyan bir arkadaş görürseniz çevrenizde hemen oturup arkadaş olun samimiyetle sürdürün neler olacak bir görün :))

—evet

kurannuru.wordpress.com/

Bu arada buraya hemen girerseniz sevinirim oradan psikoloji ile ilgili bölümlere gidebilirsiniz böyle sizinle yaptığmız gibi msn görüşmeleri yaptığımız üniversiteli genç arakadşlarımızla söyleşilerimizi okuyaliblirsin video klipler izleyebilirsiniz….

—hic benim gibi bir sorunu olan birini tanidiniz mi

Evet ama siz cesursunuz farkında değilsiniz, yüreklisiniz bilinçlisiniz derin derya gibisiniz içinizdeki cevherleri görememişsiniz

—estagfrullah kendimi gercekten birsey zannedicem

umarım dediğim gibi kültürlü iyi genç arkadaşlarınızla güzel çalışmalar kariyeler yaparasınız

—tesekkur ederim insallah

aslında böyle dertli insanlar çok güzel hizmetler yapabilir vatanlarına ailelerine milletlerine ve insanlığa biliyor musunuz

—dertlerini unutmak için çalışmaya başka şeylere mi adıyorlar kendilerini

Bakın hemen farklı boyutta düşünmeyi gösteriverdiniz ama bir ilave edelim dert unutmak kadar karşıdakinin derdini görünce kendi dertlerini unutup onun dertleriyle dertleniverirler bunun kadar Allah katında değerli bir şey yoktur inanın ve affedilemeyen çok günahın böyle affedilebileceğini biliyorum kitaplarımızdan yani başkasına güzellik yapmak kadar insanın içinde bulunduğu olumsuzlukları temizleyen bir iksir yok gibidir anlayacağınız hepimizin farklı boyutta renkte bir derdi var tabi ki… ama Allah Settar dır örtücü… hepsini örtüveriri siliverir… yeter ki güzellik için insanlara el uzatalım

Bakın OLUMSUZ GİBİ GÖRDÜĞÜMÜZ ÇOK YÖNLERİMİZİ OLUMLUYA ÇEVİRMEK DE MÜMKÜN… Gübreler de gül bitirir kan seruma çevrilebilir

—hocam cok tesekkurler sohbet icin daha fazla vaktinizi almayim arada gorusebilr miyiz yine?

est.. ne demek ne zaman isterseniz… ama acizane yazdıklarımı unutmayınız dört konuyu hatırlayınız… özellikle ümit ve güzel arkadaş çevresi… ben teşekkür ederim ilgi gösterdiğiniz için Allah yardımcınız olsun her konuda

—sagolun iyi geceler

size de kardeşim

AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMA SONRADAN EKLENMİŞTİR

Günah Allah’dan uzaklaşma nefsin O’nu tanımaz yanını harekete geçirme eylemidir denebilir. Allah helal haram sınırları çizmiştir. Ağız vermiş yenecek içilecek helal karşılıklarını da yaratmış ve haramları belirtmiştir Efendimiz de Allahın verdiği yetki ile bazı haramlar ilave etmiştir, yırtıcı hayvanların yenmesinin haram olması gibi. Aynı şekilde cinselik, şehvet duygusu vermiş ve bunun eşler arasında meşru çizgilerde aile helal platformunda karşılanması sınırlarını getirmiştir.

Günah ayet ve hadislerle bize çizilen duygu düşünce ve davranış sınırlarını çiğneme ihlal etme anlamına gelir. Bunun tedavi ve restorasyonu da içte tövbe ve yanışla dışta güzel tutumlar sergilemekle olabiliyor.

Ama bu ihlalde israr etmeme ve önemlisi bunun ruh kalp vicdan akıl tarafından tamamen benimsenmemesi bir günahta israr edilmemesi özellikle de başka insanlara ve topluma taşınmaması ve de haksızlık ve zulüm haline dönüştürülmemesi konusu çok önemlidir.

Bireysel kalan her günah Allahın Settar ismiyle örtülür gizlenir affedilir. Başkalarıyla paylaştıkça yaygınlaştırdıkça sürekli hale getirdikçe bu gizlilik şahsilik affa layık olma hali gittikçe ortadan kalkmaya başlayabilir.

O kadar ki bu tür günahların toplum tarafından yaygınlaştırıldığı Lut kavmi dünyevi helak olma cezasını daha bu dünyada iken görmeye başlamıştır. Kuran bu konuyu ve Peygamberin uyarılarını dile getirir. O kadar olumsuz bir mahiyet kazanmıştır ki bu hastalık, sıradan günlük bir olay haline gelivermiş hatta Peygamberin evine gelen genç erkek şeklindeki meleklere karşı bile Peygambere gelip küstahça taleplerde bulunmuşlardır. Nebi toplumsallaşan günahların felaket getireceği endişesini taşımış olmalı ki onlarala bile güzel aile yuvaları kurmaları teklifini bile getirmiş, onları evlendirebileceğini belirtmişti.

Peygamberimizin benzeri konuda davranışına dikkat çekmek isteriz. Zina eden iki kişi sırayla gelmiş Efendimize israrla itirafta bulunmuştu. Peygamberimizin yaklaşımı çok önemlidir. Bunun bireysel kalmasını istemektedir ve gidin tevbe edin Allah affeder demiştir. 4 kez israr edilmesi karşısında konu toplum hukukuna girmiş sayılmaktadır müeyyide sonra gelmektedir. Hatta onların bu durumlarına tepki gösteren birine Peygamberimiz O öyle bir tevbe etti ki bütün günahkarlar o tövbe ile affedilebilirdi buyurmuştur.

Bundan şunları çıkarabiliriz kısaca. Hangi günahı işlenmiş yaşamış hatta alışmış olursak olalım bu kişisel planda gizli kalmalı yaygınlaştırılmamalı; tabi ki gizli yapılan günah da günahtır o da bir virüs gibi insan ruhunu kirletir ama mesela iftira vardır ki zinadan bin beterdir.

Hayrı sevabı çoğaltmanın yolu başkalarına yararlı olmak bunu toplumsallaştırmaksa, günahı zararının büyümesinin yolu da kuşkusuz bunu yaygınlaştırmak toplumsallaştırmaktır. Ve iyi ve kötü çığır açanlar öldükten sonra da o yolda yürüyenlerden eksi artı puan paylarını kazanmaya devam ederler.

Bu açıdan bireysel yaşadığımız kötü deneyimler günahlar bizi batırmamalıdır ve bağlamamalıdır, bu topluma yapacağımız yararlı işlerin de batırılması anlamına gelmektedir. Bir kötü durumdayken pek çok iyi durumları berhava etmek ve pek çok kötü duruma kapı açmaktır. O bir iki kötü durumu orada sabitlemek dondurmak buzdolabına almak gerekir. Onu zihinde kopyalayıp durmak kendimize çevremize psikolojik zarar vermektir yapacağımız güzel hizmetleri engellemektir. Ben kirliyim temiz insanların yanına gidemem… E temizlen kardeşim derler. Kirli kalmakta kirli olduğunu düşünmekte temizlenemem fikrinde sabitlikte israr etmemelidir.

Öte yandan bu bir iki günahla işinin bittiği düşüncesi tamamen yanlıştır, Allahı tanımamak hatta “Ben bitmişim ne yaparsam yapayım ben düzelmem artık sen beni affetmezsin!” der gibi bir itham ve Rahmetini daraltma sınırlandırma gibi bir durum söz konusu olabilmektedir.

Evet şu noktada siz ve benzeri durumda olanlar haklı gibi görünüyorlar. Yani neden falan gibi bir aile çevresinde eğitim çevresinde toplum çevresinde doğmadım büyümedim ben. Neden şu şu kötü davranışlara maruz kaldım. Ben kötü biri olarak yaratıldım ki bu kötülükler başıma geldi. Öyleyse hep böyle kötü kalmaya mahkumum!… Özellikle küçük yaşta ya da herhangi bir yaşta suistimale uğramış kızlarımızı düşününüz. Tabi ki travma yaşanması söz konusudur mutlaka psikiyatrik tedavi psikolojik yardım ve terapi alınmalıdır. İnançla beraber bunun yapılması ise fevkalade müessir olabilir.

Üç bakış sunulabilir bu gibi durumlarda. Yaratıcıyı inkar ya da isyan etmek. Allah korusun ve her şeye sınırsızca dalmak. Ama vicdan susturulamadığı ruh mutlu olmadığı için bunalımlar psikolojik rahatsızlıklar hatta sağlık problemler vb sorunlar hep baş gösterecektir. Doğrusu inançsızca psikolojik sorun yaşayacağına insan inançlı olarak yaşamalı bunu da hafifletmenin yollarını mutlaka araştırmalı desteklere kapalı olmamalıdır.

Ya da inançlı insan olarak yine de erken ya da yakın dönemlerde insanın yaşadığı olumsuzlukların manevi baskısı altında kalıp ciddi mutsuzluklar yaşamak, depresyonlara ve doğal olarak başarısızlıklara girmek.

Üçüncüsü ve en doğru olanı ise inancımızla ibadet ve dualarımızla yönelmek, olaylara dengeli sağlıkla bakışla bakmaya çalışmak, uzmanlardan bilginlerden ve güzel yaşayanlardan destek almak.

Ve şu önemli pencereden bakabilmek:

İrademin dışınca seçimim olmadan başıma gelenler imtihan dünyasında olmamızın gereğidir. Reşit olmadığım dönemde kim bu yanlışlığı yapmışsa o sorumludur ben değil. Kaldı ki o kimse için bile tevbe kefaret ve temizlenme kapısı daima açıktır kaldı ki benim için kapalı olsun!

Sorumlu olmadığıma göre kendim bunu sorun haline getirmemeliyim. Felaketi ikileştirmemeli çoğaltmamalıyım!

Bakın bir ayette dendiği gibi, dünyada gelen belalar savaşlar hastalıklar musibetler depremler vs. masumları da alıp götürüyor; bu arada bir kısım azmışların zulümleri cezalandırılmaları sebebiyle belalar yeryüzüne toplumlara inse bile bu masumlar onların elleriyle adeta cennetle ödüllendirilmiş oluyor.

Benzer bakış açısıyla şöyle bakılabilir: Küçük yaşta bana bazı kötülükleri yapanlar ciddi tövbe etmez rahat yaşarlarsa zaten onlar kaybetme kuşağında yaşıyorlar ben böyle kalmamalıyım, Allah Adili Mutlaktır onlardan zaten hesap soracaktır. Bana gelince evet ruh dünyamda sıkıntı yaşadım yaşıyorum ama bu deneyimlerden bir ders çıkarmalıyım hatta bunları birer vesile saymalıyım.

Herkesin farklı bir derdi vardır benim imtihanım bu tarz bir deneyimle başlamıştır. Beterin beteri vardır. Toparlanmalıyım, bir kanser mikrobuna yakalanan insan gibi en azından mücadele etmeliyim.. Söz gelimi benim düştüğüm durumlara yavrularımızın düşmemesi için eğitime öğretime manevi hayata ahlaka gereken önemi vermeliyim hassas olmalıyım, kendim ailem çevrem toplumum insanlık adına kendimi adamalıyım. Bu bana bir kamçı olmalı ateşlemeli gayrete gelmeliyim himmetimi yüksek tutmalıyım.

Ya da şöyle düşünmeliyim: Allah nasıl ki bazen kuluna hastalık verir ta ki gençlik ve sağlık coşkusuyla heyecanlarının kabarmış duygularının kurbanı olmasın zevklere dalıp esas ebedi alem yolculuğundaki konumunu ve görevlerini unutmasın, bazen katlanılmaz bu gibi sıkıntılar karşısında O her derde derman olana iltica etsin ondan yardım iç huzuru ve güç istesin…

Ve şöyle bir cümle nasıl karşılanır?
Allaha içten iltica etmek duygu seli haline gelebilmek için günahlara bulaşmak lazım… Asla!..

Hele iyi ki günah işlemişim denir mi?

Ama Rabbim günahlarımı affet diyebiliriz. Günahı kabulleniriz ama Onu silecek olanın olduğunu da biliriz.

Ve Peygamber ve özel anlamda evliya-Allah dostu yakını olan zatlar dışındaki insanların günah sonrası gözyaşı içinde Allaha dönüşleri, dönüşlerinde hissettikler de bir başka olur!…

Olmasaydı günahınız bunu nasıl diyecektiniz? Rahman Gaffar Settar isimlerinin sıcaklığını nasıl ruhunuzda esintiler halinde hissedecektiniz?

Nebice velice düşünüp “Yakınlaştıkça sana Rabbim sana uzaklığımı fark ediyorum buna hayıflanıyorum sana uzak kaldığım her dakika günahıma estağfirullah diyorum anlayışından da ne anlayabiliyor alabiliyorsanız anlamaya almaya bakabilirsiniz tabi ki.

Anne öfkesi hatta cezalandırması sonrası şefkat ve tebessümle açtığı kucağına koşma görüntüsü nasıl bir duygu verir insana. Ya da birbirini çok seven iki sevgili bir sebeple bir müddet ayrı kalsalar türk filmlerindeki gibi hani sonunda birbirlerine kavuşma anını yaşamaları gibi…

Melek değiliz melekler içinde de değiliz. Hem melekler içinde olmak bile bir meziyet değil bir yönüyle. İblise baksanıza melekler içinde olduğu halde sonradan ismini alacağı o şeytanca duygu ve düşüncelerle nasıl melek içinde şeytanlık oyununu oynayıvermişti. Ateşler içinde gül bahçeli İbrahim gibi olmalı insan. Dikenler içinde gül gibi ya da. Ya da çamurlar içinde belki ama bir elmas!
Bunu sağlayan imandır iman gözlüğüyle bakmaktır.

Tamamen dini bir çevrede yetişmek değil esas olan. İçi melekleşmiş insan haline gelmek için melek içlilerle beraber olmaya bakmak onlarla içlenmek lazım ki tüm kirlerimizden pak hale gelelim.

Rabbim bize böyle bakar O’na içten yönelişimize değer verir, inanın günahlarımız ne türde ve çoklukta olursa olsun affdeceğini vad buyurur. Bu bizim O’nun hakkındaki zannımız inancımız olmalı. Zira buyurur ki kudsi hadiste “Ben, kulum beni nasıl zannediyor biliyor inanıyorsa O’na öyle muamele ederim”. Çamura batmışız… El uzatan temiz giyimli biri var. Ben çamurluyum sana nasıl dokunurum bu kirimle denir mi hiç?… Kirlerimize rağmen temizliğe temiz insanlare el uzatabildiğimiz kadar uzatmalıyız ve Rabbimize….

Biz Rabbimizi kaybetme kaygısı taşıdığımız sürece günahsızlığa doğru yelken açıyoruz günahlardan ve sonuçlarından kaçıyoruz demektir, firarımız Allaha olmalı, önceki hayatımız ne derece günah dolu olursa olsun. Allah Müslüman olan insanın geçmiş puta tapma ve inkar olayını bile affeder kaldı ki günahlar!…

Bize düşen günahlara girmemeye çalışmak ama bir o kadar önemlisi de günaha girdiğimizde orda kalmamaya israr etmemeye hele hele asla yaygınlaştırmamaya bakmak

Eski olumsuz hatıraları utamamanın da güzel bir esprisi vardır. Bu anımsama sürekli Rabbe karşı insanın dudağının bir yanı sarkık, buruk bir yönelişi ve hisli bağlantıyı canlı tutar daima…

Ve madem bundan rahatsız oluyorsunuz demek ki kalbiniz bunu kabullenmiyor, onlar kalbinizin ruhunuzun malı değil, Allah da kalbinize bakmıyor mu zaten?

Madem bundan rahatsız oluyorsunuz demek ki o rahatsızlık verici bir durum. Demek ki siz erken dönemde rahatsız edici bir durumu yaşadınız anladınız. Demek ki artık yaşamamalısınız, rahatsız edici bir durumu kimse bile bile yaşammak istemez çünkü. Yaşamazsanız rahatsızlık vermeye devam edemez ki!. Bu da sizin gelecek adına bunlardan uzak kalmanızı sağlayacaktır. Yani niye yaşadım ki deyip üzülmemeli, madem yaşadım rahatsız oldum bir daha yaşamamalıyım demeli… Oldu yaşadı bir insan tekrar pişman olmalı yanmalı yine kapısına varmalı… (Ne var ki sürekli günah tekrarı hassasiyetteki tekrarı zayıflatır. Yani ilk günah pişmanlığındaki derinlik zamanla kaybolmaya iç yanışı ferini kaybetmeye başlayabilir ve nasılsa tekrar işliyorum der azmi kırılabilir zamanla duyarsızlaşabilir günah zevkinin rüzgarına kapılaibilir ve bir gün gelir iki taraftan birini tercih etme zorunda kalıverir alışageldiği günahları terkedemeyebilir tevbeyi terkedebilir. Günah fasit dairesi içine girmemeye bunu kırmaya kıracak güçlü pazulu dostlara her zaman ihtiyaç vardır)

Sanki temizlik takıntısı gibi bir TAKINTI haline dönüşüyor bakın eski bir deneyim. Vesvese nasıl büyütüldükçe insana zarar verici hale geliyorsa eski olumsuz deneyimleri zihinde tekrarlayıp durmak da bilinçaltımızı olumsuz motive ediyor ve ruhumuza bu sürekli yansıyor. Ve olumsuz mesajlarla bilinçaltımızı besleyip ben kirli bir insanım fikri saplantıya dönüşüyor, bilinçaltı kirlilği oluşturuyoruz kendi telkinlerimizle… Bizim iç telkinlerimiz zayıf kalıyorsa bize hakimiyet kurmuş nefsimize veya kimi takıntılarımıza karşı mutlaka çevremizden güzel arkadaşlardan nasihat eden büyük zatlardan dersler dinlemeli, yetersiz kaldığımız noktalarda onların ruhumuzu beslemesini bilinçaltımızı düzenlemelrini sağlamalıyız…

Eski günahların, uyarıcı iç yakıcı göz yaşartıcı kamçılayıcı Rabbe ve hizmete yöneltici misyonuna EVET!

Bizi vicdanımızdan koparıcı ruhumuzu hırpalayıcı Rabden ayırıcı yalnızlığa itici işlevine HAYIR!

Hz Vahşiyi getirdi aklımıza bu son dizeler. O, Hz.Hamzayı vurmuştu ama Nebiler Nebisi O Nur insan onun gönlüne iman nurunu vurmuştu, Müslüman olmuştu Hz.Vahşi , görüvermişti ki o mızrakla asıl kendi vicdanını vurmuştu. O Günah hatırası mızrağı hep yanına taşımıştı, hayırlı hizmetlerde koşturup durmuştu ve Yalancı Peygamberi aynı mızrakla yere sermişti… İnsan taşıyacaksa vicdanında günah ağırlığını bi rVahşi mızrağı gbii evet taşımalı ama onu en hayırlı şekilde değerlendirmeye hayra çevirmeye bakmalı vesselam…

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s