genel

-ben bişi sorcaktım unuttum iyimi
—buyrunuz!
-ama unuttum
—şimdi kalkınız kapıdan çıkıp tekrak içeri giriniz!
-hatırlarmıym öyle
—denediniz mi?
-yok ama burdan kalkmam iyi olmaz benim için
—anladım…. o zaman! sol yukarı bakıp peygamberimizin yeşil kubbeli mescidini aklınıza getiriniz! yaptınız mı?
-yaptım ama tam getiremediğimden herhalde
—pek o zaman gözlerinizi kapayınız ve bildiğiniz kadarıyla cennetin özelliklerini dünyadaki benzerleriyle karşılaştırmaya çalışınız
-kaparsam yazdıklarınızı göremem
—şu an yapınız , sonra yazarsınız
-ama gülesim geliyo yapamıyrm ki adabte olamıyorm
—hımmmm.. bu daha iyi tebessüm ederek yaparsanız ruhunuz da tebessüm eder ve zihninizde sıkışıp bir köşede kalan o soruyu serbest bırakabilir
-ama müzik çalıyo burda düşünmemi engelliyo ne kadar yapcam bunu hatırlayana kadarmı
—yani bir dakika yetebilir aslında
-ama aklıma size soru soracağım neydi konusu geliyo
—bir deneme daha!… şimdi!.. sesli olarak hafifçe kendinize 11 kez ya “Hafiz ya Hakim!” deyiniz lütfen bitince söyleyiniz
-ama müzik çalıyo uygun olmaz mı kendi odamda değilm yani
—müziği duymaz duysanız da etkilenmez hale gelebileceksiniz az sonra
-dedim
—tamam şimdi bilgisayara tıklayıp bir emir verir gibi ciddi konsantre olarak gözlerinizi kapayıp beyninizin içini görmeye çalışın ve ” Rabbimin inayetiyle bana o soruyu bul!” diye beyninize emir verin yarım dakika bekleyin soyut düşünerek lütfen!
-ahh olabilsem bende konantre bozukluğu var

………………………………………………..!

Hatırladm!………… ama nasıl oldu bu?……………………

— elhamdülillah Rabbim Hafiz ve Hakimdir O? Kurban oluruz O’na
-nasıl hatırlayabildim orasıda bayağı üstünde durulacak konu önce Allaha sonra size teşk benim de ilk karşılaştığım bir olay desem birden kalbim ve beynim neden böyle davrandı ben de çözemiyorum şu an sevindirici bi durum gerçekten 2 kişinin dışında her insanın inanamayacağı bir olay objektif bişi
—subjektif evet… ama benzeri olaylar hep olabiliyor buna hissi kablel vuku deniyor önsezi midir, başka alemlerden meltemler halinde insanların ruhuna rabbimizin meleklerin estirip getirdiği duygular mıdır, insan müthiş bir olay tabi beyin desen bir başka alem.. bu da ikimize bir ders veryor siz allahdan yürekten isteyin beyninizi bu yolda kullanın rabbim ayette dediği gibi evfü biahdi üfi biahdiküm siz bana verdiğiniz sözde durun ben de duracağım Yani Allaha kul olma onu Rab tanıma ibadet güzel ahlak iyilik sözü ayet bunu hatırlatıyor bir hadis de var bilirsiniz belki bilirsiniz: “Siz Allaha bir karış gelin o bir arşın gelir bir arşı ngelin bir kulaç gelir yürüyerek gelin koşarak gelir

Hz.ÖMER ve Hz. HAMZA OLABİLMEK 07.04.2007

SLM

-a.s. hoşgeldiniz

-TEŞEKKÜRLER

-kiminle görüşüyorum?

-İSİM NEYDİ ACABA SİTENİZ HOŞ

-teşekkür ediyorum bendeniz ……. (tanışma… meslek… şehir…)

-maşallah allah bol hayırlı bereketli kazançlar versin… şu adresimiz ikinci çalışma yerimiz bilmem girdiniz mi

http://www.youtube.com/kurannuru

-YOK BE HOCA O PEYGAMBER DÖNEMİNDE KALDI

-evet siz gençler peygamber dönemindeki güzellikleri yaşatmada örnek olmak için varsınız inşallah

-İŞŞALLAH AMA LAYIK OLAMADIK MAALESEF… UTANIYORUM HALİMDEN BAZEN O CAFERLER HAMZALAR ÖMERLER BAZEN BENİ HAYATTAN SOGUTUYO UTANDIRIYO

-mmm böyle duygu ve düşünce elmas bir düşünce… bu duygu ile başlar zaten… kıvılcım olur… gelecek adına kalp harlanır… sizlerle inşallah nice gönüller

baharlanır… kutlarım…

-İŞŞALLAH MEVLAM SEVSİN BİZLERİ BİZ SEVMİŞİZ BOş

-amin onun rızası önemli evet.. onun sevgisinin göstergesi, bizim, onun sevdiklerine olan sevgimiz inşallah… bulunduğunuz yerde genç arkadaş

çevrenizle diyaloglarınız?

-YA EVEL COK İYİDİ ŞİMDİLİK SÖNÜK BENDEN KAYNAKLANAN OLAY

-umarım az da olsa böyle bir irtibatı sürdürürsünüz… çünkü içinizde ciddi bir potansiyel olduğu anlaşılıyor… tıpkı denizlerin bağrında sakladığı

hazineler gibi… zamanla bunları çıkaracağınıza inanıyorum inş

-AMİN HOCAM İŞŞALLAH SİZİ MEVLAM KONUŞTURUYORDUR

-elh… e hepimizin ortak paydası mevlamız… inşallah ona yöneltir hepimizi içten o!…

-ALLAH RAZI OLSUN

-amin cümlemizden

MAİL SORUSU: VEFASIZLAR PSİKOLOJİMİZİ BOZAMAMALI 19.01.2008

Sahabe kokulu soluklarınıza bizleri de katarsanız dua niyetiyle, o elmas şahsiyetler yanında cam parçası hüviyetimiz de inşallah anlam ve değer

kazanıverir… inşallah… inşallah!…

Sevdiğimiz insanlardan vefayı beklediğimiz halde bir türlü vefa göremediğimizde ne yapmalıyız? Malesef ben sevdiğim birisinden vefa göremediğimde

perişan oluyorum.Perişan olmamım sebebi onla Canan-ı Sohbet-i yapmayı özlememdir. Bana vaktinin çok yoğun olduğunu söylüyorlar.Sizce bu mazeret kabul

edilir mi? Vefa göremeyince çok perişan oldum.Aylardır perişan oldum.Ama hiç bir şeyden etkilenmeden ilay-ı kelimatullah davada vazifelerimi

yapmalıyım.Ben de nefsimin ona kırgınlık tutmaması için onu kalbimden ve gönlümden silmeyi düşünüyorum.Böylece o kişiye kırgınlık duyulmadan o kişinin

defteri kapanmış olacak

Vefa bir Peygamber sıfatı… Ölüp gidenleri ve isimsizleri bile ziyaret edermiş Nebimiz… (s.a.v.)

Vefa oldukça çetin bir vasıf… Çetin olduğu için zaten ona sahip olan insanı yüceltir alabildiğine.
Bu arada bu ağırlığı göz önüne alınarak her insanda bu vasfın beklenen derecede bulunamayabileceğini de göz önünde tutmak ve tabi aranmadığımızda gönül

de koymamak gerekir. Çünkü herkese pek nasip olamayan nadir bir vasıf bu. Buna sahip olan kimse için ise bu vasıf adeta bir devlet kuşu. Aman uçmasın

deyip durmalı.

Öte yandan vefanın diğer bir müstesna yönü karşılık beklememektir. Hani aşk karşılık bekler az çok; Hz. Yakub’un şefkati gibi şefkat karşılıksız

sevmektir. Anneler gibi şefkat kahramanı olmak lazım. Aynı şekilde vefa kahramanı da. Vefalı davranmalı ama vefa ummamalı… Edenlere baş göz demeli

etmeyenlere de tebessüm. :)) Yani şartlı vefa düşünmemeli, beni unuttu unutayım dememeli asla.

Bir diğer mesele vefasız davrananları kalpten silmek hiç de vefalıca bir davranış olmasa gerektir. Benzetmek olmasın Rabbimiz ölüm anına kadar tevbeyi

kabul etme konusunda ne kadar da vefalıdır di mi? Efendimiz de insanlara şefkatta iyi muamelede vefa tavrını Vahşi’ye kadar da Vahşi’den sonra da asla

kesmemiştir bilirsiniz. Yukarıda değindiğimiz gibi o unuttu ben de unutayım dersek irtibat noktası kalmaz o kişiye karşı, bir gün vefalı bir dosta

ihtiyacı olur tüm vefasızlığına rağmen; siz hatırlanırsınız ve başvurulur hale gelebilirsiniz bir vefa kahramanı olarak.. Rabbinizin karşısındaki bu

durumunuzu düşünebiliyor musunuz? Niyetiniz bu olduktan sonra gelen olmasa da siz son soluğa kadar böyle yaşar ve “Vefalılar” listesinde öbür aleme

intikal edersiniz.

Ayrıca şu da karıştırılıyor zannediyorum… Beklentiye giriyoruz ve sorulmayınca vefasız diyoruz. Oysa dini açıdan farz davranışlar vardır. Söz gelimi

evlat anne babaya iyi davranmakla yükümlüdür ve isyan büyük günahlar arasına yer almıştır. Bu, evladın vefası değil boynunun borcudur ibadet gibi adeta

önemlidir. Ayet Allaha inan şirk koşma anne babaya iyi davran buyurur. Mesela bu vatan için kanlarını dökmüş canları feda etmiş ecdadımıza vefalı olma

adına, dine imana vatana millet evladına sahip çıkma konusunda hassas olamayız da çoğu kez bir arkadaşın bizi arayıp sormaması karşısında vefasız diye

damgalar gönül koyuveririz. Vefa konusunda öncelikler hayati mevzular göz önünde bulundurulmalı kanaatimce. O orda fedakarane insanlık uğrunda

kilitlenmiş bir iş bir hizmet yapıyorsa bu ne güzel iştir; bize düşen onun için dua etmek onunla onur duymak ona sevgi konusunda vefalı davranmaktır.
İnsanların mizaçları farklı farklı bilirsiniz. kimisi sevdiklerini dostlarını her gün telefon ederek en azından arar hal hatır sorar, kimisine de

bayramlarda bile arayıp sormak zor gelebilir. Bu konudaki alışkanlık kuşkusuz çocukluktan çevreden güzel eğitimden geliyor. Ama böyle yetişememiş ya da

mizacı farklı olabilen insanları hemen vefasız diye ayıklamak sanırım doğru olmaz. Bu ayıklamayı hakkımızda Hak yaparsa halimiz nice olur? Elimizde ufak

tefek de olsa kömürlere bulaşmış da olsa elmas parçaları varsa iyi değerlere sahibiz demektir. Kaldı ki iyice etüt etsek vefasız diye adlandırdığımız

her dostumuzda nice güzellikler hoş hoş huylar bulur sıralayabiliriz de.

Ayrıca dışlamak çözüme kapanmaktır, bağı koparırsak kanaatimce biz asıl vefasızlık yapmış oluruz. Ya bir de bir şeyleri temsil ediyor konumda isek! Bir

eğitimci bir mürşit en azından bir aile sorumlusu isek… Bir mümin kalbini ki o kalp Allaha ve O’na ait manalara ev sahipliği yapsın diye emanet

verilmiş adeta Kabe durumunda iken, insanlara karşı onu kapamak hakiki kalp Sahibine karşı vefalıca olmasa gerektir.

Vefalıysanız vefaya devam, arada aramaya hal hatır sormaya devam… aranmasanız da devam…
Dikenler bağrınızı delip geçse de insanlara güller gül kokuları ve güzellikler taşımaya çile yudumlayarak devam…

Hem siz insanlar tarafından aranmasanız da bu vefa niyetiniz sayesinde melekler tarafından daim aranan bir insan olmak istemez misiniz acaba?

Vefasız davranışların psikolojimizi bozmasına izin verilmemeli yani irademiz felç olmuş gibi omuzlarımızı düşürmemeli yüzümüzü hemen sarkıtmamalısınız,

moral ve şevk hayatınız bir insanın davranışlarına bağlı kalmamalı. Hatta birden şaha kalkmalısınız : “Rabbim razı olduktan vefamı kabul buyurduktan

sonra bütün dünya vefasız olsa ne kaybederim!” demelisiniz. O benden uzak olduktan sonra bütün insanlar her gün yanımda olsa bana ne kazandırmış

olacaklardır diye düşünmelisiniz. Ve düşününüz ki sizi rencide eden böyle bir vefasızlık durumu aynı şekilde sizin de vefasız olmanız durumunda kim

bilir kimleri rencide edecektir bir düşününüz!

Psikolojik bir yaklaşım da tavsiye edilir. Mesela kızdığınız öfkelendiğiniz vefasızlığıyla kırıldığınız birinin bu tutumu içinizi kemirir, kendi

başınıza kaldığınızda hep ondan öfkenizi nasıl alacağınızı tasarlarsınız ve hayalinizde döver vurur kırarsınız, rüyalarınıza da bu yansır onunla

uğraşırsınız, içinizde hınç biriktirir ben de aramayacağım onu dersiniz. . Der ki kitap; o insanın burnuna bir palyoça burnu kondurun…. :):) tebessüm

etmeye başlarsınız bile. Tabi siz bunu değiştirir başına güzel bir hacı takkesi de kondurabilir ya da bir cennet örtüsü ile düşünür, tarihi bir caminin

loş köşesinde huşu içinde onun Allaha nasıl dua ettiğini gözyaşı döktüğünü tahayyül edebilir ve ona imrenebilirsiniz de!.. Ne vefalı insan Rahmana karşı

bu böyle Allahım! dersiniz.

Ve esas adımı atar onunla, ayette belirtildiği gibi öbür alemde inşallah cennet sedirleri üzerinde oturup cennet tebessümleri içinde selamlaştığınızı

düşünebilir, beraber olmak için her şeye rağmen sevmeniz gerektiği duygusunu içinizde iyice mayalayabilirsiniz.

Sonuç itibariyle vefa bekleme durumunuzu sorgulamanızı tavsiye ediyorum. Siz, “Karşılık beklememe” kavramı kadar insanı has bağ ile Rabbe götüren o

“İhlas” altın sıfatını anlatan başka iki kelime biliyorsanız lütfen söyleyiniz.

Bunların dışında kendinizle baş başa kalıp sıkça iç konuşmaya dalıp kendi kendinizi yememek için dostlara vefa gösterip onlarla sıkça birlikte olmaya

bakmalı güzel aktiviteler hizmetler içinde koşturmalısınız sürekli. Ve aklınıza her geldiğinde birinin vefasızlığı bunu fırsat bilip avantaja çevirmeli

duaya vesile kılıp ellerinizi semaya çevirmeli, Rabbim beni vefasızlardan eyleme diye dua etmelisiniz… Evet hayat baştan sona hep vefa sınavlarıyla

dolu.

“Elest” teki o sözleşmeye sadakat içinde Rabbe, insana ve her varlığa vefalı olmamız dileğiyle…

Vefasızlar vefamızı bozmasın!..
Vefamız vefasızları boğmasın

Mail sorusu ASHAB-I BEDRİ EZBERLEMEK 19.02.2008

Nasılsınız?Elhamdülillah biz iyiyiz.Okullar başladı.İnşallah bu son dönemi okuyarak mezun olacağız.

Size bir sorum olacak.Ben esma-i ashab-ı bedir ve şüheda-i uhud isimleri ezberlemeye niyetlendim,ama zorlanıyorum,istemeye istemeye zor

ezberliyorum.Fakat ezberlemem gerek olduğunu bütün kalbimle inanmışım.Ezberlemezsem kendimi kötü hissediyorum.Ezberlerken ise zorlanıyor,istemiyor hali

gibi oluyorum.Bu durumda ne yapmalıyım?

Bilirsiniz “teklif-i mala yutak” yoktur kimseye gücünün fevkinde yük tahmil edilmez

Dinin ruhu kolaylıktır. Efendimiz de “beşşiru vela tüneffiru” buyurur kolaylık yolu tercih edilmeli, hele çevreye bu tür özel istek ve tutumlar

yaygınlaştırılmamalı zira herkes bu tür durumları kaldıramaz

Siz ne kadar kaldırabilirsiniz? Bu kuşkusuz isteğinizin yanında hafıza gücünüze ve buna zaman ayırmanıza ve tekrar etmenize bağlı bir durum. Ezber

tekniklerinden de yararlanılabilir. Söz gelimi ilk üçünü sonra ilk altınısı sonra ilk dokuzunu sonra ilk 12’sini… böyle üç arttırarak sonuna kadar

devam etme yöntemi uygulanabilir. Akrostiş uygulanabilir belli oranda belkii ya da Canlandırma teknii uyulanabilir… Ama sonuçta İsrarla talep eden

üzerine düşen arzuladığını bulur ona ulaşır; men talebe ve cedde vecede

Ezberleyebiliyorsanız ne ala… Hz. Ömer bir oturuşta 1000 beyit okuyabiliyormuş. Evet insanlar vardır ki Mesneviyi, Safahatı, Necip Fazılı ezbere

bilebilir, minik yavruların bile istiklal marşlarını baştan sona okuduklarna şahit olabiliyoruz.

Tekrar edeyim ezberleyebiliyorsanız ne ala! Yoksa kendinizi zorlamanız dini kendiniz için zorlaştırmanız yaşanmaz hale getirmeniz anlamına gelir ki ayet

zorluk içinde daima kolaylığın aranmasını öğütlemektedir belirtmiş olayım.

Meselenin diğer yönü Kuran-ı Kerim bile ferden ferda ezbelenmek zorunda değildir bilirsiniz. Hafızlar grubu varsa bir Müslüman toplumda hani farz-ı

kifaye gibi, diğerlerinden o yükümlülük düşer; cenaze namazına benzer bu. Siz ezberleyenlerden olamayabilirsiniz yani. Zorlamamalı insan psikolojisini…

Ayrı bir mesele Dinde farz vacip olmayan bir konu kendiliğimizen farz vacip hale getirilemez. 6 vakit namaz olsun diyemeyiz. Hatta seferi durdumda farzı

iki yerine dört kılmas istiyorum demek bile yanlış görülmüş. Sahib-i Şeriata sadakata bağlılık önemli.

Mutlaka duymuşsunuzdur Allah Rasulü nefsinin ve ailesinin hakkını ihlal edip sabahlara kadar namaz kılmayı her gündüzü oruçlu geçirmeyi adeta kendine

farz hale getiren Sahabe-i Kiramı uyarmış denge Peygamberi olarak ölçü koymuş muvazeneli olmayı sağlamıştır.

Bu sebeple bu konudaki inancınızı tashih etmelisiniz yani “Kesinlikle bunu ezberlemeliyim!” psikolojisinden dini emri anlamında çıkmalısınız. Böyle bir

yükümlülüğün Kuranı ezberlemek için bile olmadığını söylemiş oluyorum. Yani insan kendisine bir şeyi –deyim yerindeyse- farzlayacaksa zorunluluk haline

getirecekse bu evveliyetle farzları ifada haramları terkte ve genç arkadaşlarıyla birlikte güzel hizmetlerde koşma konusunda olmalı. Ne var ki evradü

ezkarından da vazgeçmemelidir.

Hem yüzüne okuyarak gözlerinizin de okuduklarınızdan hissesi bir başka güzellik olabilir.

Buna bağlı olarak, Hadisin beyanıyla nice Kuran okuyucular vardır ki bu okumaları gırtlaklarından aşağıya gitmez. Demek ki kalpteki coşku ihlas

samimiyet önemli. İsimlerini söylediğiniz o şahika kametlerle ruhta bütünleşmek onlar misal hakka hizmette gerilime geçmeye çalışmak; esas matlub

keyfiyet bu olmalı…
Sizin ne kadar coşkulu olduğunuzu bilirim elhamdülillah. Bu coşku ile sizin bir kitapçıktan Göktekilere denk “Gökteki yıldızlarım!” diye tebcil edilen

Sahabe isimlerini yüzüne gedaca okumanız onlarcasının bir solukta ezbere okuyuvermesinden daha kıymetlidir O Sultan yanında kim bilir!

Bu yazıları yazan gibi kimi okuyanlar da belki diyeceklerdir: “Ah! Bir okuyabilsek de yüzüne okuyabilsek!..”. Ne mutlu size!…

Sahabe soluklayan ağzınızdan dökülen ve onlarla elmaslaşan dualarınıza cam yapılı bizleri de eklemeniz dileğiyle… Sahabe kokulu soluklarınıza bizleri de

katarsanız dua niyetiyle, o elmas şahsiyetler yanında cam parçası hüviyetimiz de inşallah anlam ve değer kazanıverir… inşallah… inşallah!…

kurannuru 19 Şubat İzmir

BİRİSİNDEN NEFRET ETMEK 17.05.2008

–ben sıze bırsey sormak ıstıyorum

buyrun

—ya içinde bırıne karsı duydugun nefretı nası yok edersınız

mmm evet doğrudan aklıma şu geldi, diyeyim… tabi ki kişinin kim olduğu sorunun ne olduğu olay nedir bilmek gerekir ki farklı şeyler de söylenebilsin… Öncelikle bu nefretinize sebep olan şeyi iyice belirleyiniz. Bu, ondaki bir üstünlüğe gösterdiğiniz kıskançlık gibi bir duygudan mı kaynaklanıyor yoksa sizin kalbinizi ve onurunuzu kıracak bir davranışda mı bulunmuştur. Muhtemelen ikincisi olabilir.

Şu bakış açısı hoş olabilir. Bir kişinin size söylediği olumsuz bir durum sizde var mıdır yok mudur?

Varsa o kişi size iyilikte bulunmuş oluyor. Diyelim sırtınıza bir zehirli örümcek tırmanıyor akrep ayakkabınızın üzerine çıkmış ve o arkadaşınız sizi şiddetle uyarıyor. Yani bu durumda ona kızılabilir mi? Hayatımı kurdardın deyip hayat boyu minnettar da kalabilirsiniz di mi? Kusurumuzun söylenmesi kim tarafından olursa olsun aslında bizim lehimize olan bir durum, bir iyilik sayılabilir.

Yok eğer bu durum ve tutum sizde yok da o arkadaşınız size hakaret, küçük düşürme, intikam alma vb bir tutum içinde söylemişse aslında onu acımak şefkat gösterip ona yönelmek ve bu durumdan onu kurtarmaya bakmak da ayrı bir güzelliktir.

Ama diyeceğim asıl şudur: Size söylenen kırıcı bir söz veya tutum sizde yoksa ve buna layık değilseniz, arkadaşınız sizde olmayan bir kötü duruma işaret ederek sizi uyarmış olmaktadır, kınanacak böyle bir duruma düşmemek için duyarlı olmaya davet etmiş olmaktadır, bunu dile getirip o arkadaşınıza teşekkür bile edebilirsiniz aslında.

Her şeye rağmen, inanan insan olarak Allahın affedici olduğu Peygamberimizin şefkati hatırlanabilir öncelikle
sonra da o kişinin olumlu yanlarına yoğunlaşılabilir

—ya ısmını duydugumda nefret hıssım kabarıyor gıybet yapasım gelıyo bazen kendımı tutamayıp hatta yapıyorum, engelleyemıyorum kendımı,

evet düşünce kontrolü bir imtihandır insan için ne var ki günah olarak kayda geçmez, belki zararı dile vurduğunda davranış olarak gerçekleştiğinde olur hani günah denecekse gıybet ve kalp kırma gibi… imtihandayız kendimizle mücadele ederek o kişi hakkında olumlu düşünmeye çalışabilirsiniz

—ya bılmıyorum denıyorum ama yınede affetmek buyukluk dıyecez sanırım, baska bı care yok, rabbım ıslah etsın artık

evet amin affetmek Allah ve Peygamber ahlakıdır hatta hadislerde, Allah’ın, iman ve önemli bir iyilik karşısında pek çok günahı bile affedebileceği belirtilir, Allah ahlakı ile ahlaklanıp affettiğimizi söyleyebiliriz kendi kendimize tekrar ederiz, yalancıktan da olsa, ilk anda duygumuzda bir değişim olmasa bile, bir başlarız o kişiyi afettiğimizi söylemeye… şu şu iyilikleri deriz sıralarız, zamanla bu dualarımız yerleşir bilinçaltımıza ve bu çaba da esasen bir dua yerine geçer, kalpler Rabbimizin şefkatli kudret yedindedir dilediği yöne çevirebilir…Kimbilir sizin imtihanınız da bu olabilir.

Bir de ayrı bir çare olarak hediye verebilir veya gönderebilirsiniz o kişiye… yani nefret etmeye devam ederek bile bu olabilir… ayet der ki kötülük iyilikle bir olmaz sen kötü olanı iyi davranışla yanıtla… ve ayetin devamında bu davranışın sonucuna vurgu yapılır. Aranızdaki düşmanlık dostluğa dönüşür der!…

Dostun sevgisini arttırır düşmanın tepkisini bastırır; en azından böyle bakılabilir.

Ama esas size bakan yönüyle bilin ki nasıl ki haset etmek hadisin ifadesiyle güzel sevaplı amellerimizi yer bitirir. Bu tarz içte biriken ve sürekli yerleşip artma meyli gösteren olumsuz duygular en azından bize zarar verir; hem psikolojik olarak hem de manevi olarak… Doğal olarak arkadaşlık ilişkilerimize de çevremize de zararı ulaşacaktır bunun.

Ve tabi ki Efendimizden öğrendiğimiz gibi onun için dua etmektir. Hele o canı amcası Allah Aslanı Hz. Hamza’yı şehid eden kişiye karşı tutumu, ona iman kazandırma adına çabaları di mi!..

Dediğimiz gibi kızmaya devam edin yine de çiçek göndermeye de devam edin mesela…

Sevdiği bir şey kazandırın ona. Ve onun arkadaşlarının yanında onun hakkında abartmadan övücü takdir edici doğru sözler söylemeniz de etkili olabilir. O söz ona bir gün ulaşır; onun sizi rencide eden sözü size ulaştığı gibi. İsterseniz empati de yapabilirsiniz. Birisine karşı olumsuz bir davranışta bulunduğunuzda sizi hayatından silmesini ister misiniz?

Beraber arkadaşlarınızla bir aktivite içinde bulunmanız güzel hizmetlerde paylaşımlar da inadına inadına onunla olmanız hatta birliktelik fırsatları kollamanız da yararlı olabilir.

Şunu da biliniz ki irademiz dışında bir kişi hakkında değil Rabbimiz hakkında bile gelen vesveseler olumsuz gibi düşünceler, kalbimiz o şeye sahip çıkmadığı için zararlı sayılmaz, irademizle sahiplenip bilinçli olarak benimsememiz de söz konusu olmaz.

Benzer bir olayı gündeme getiren bir arkadaşımıza, kızdığın o kişiyi ellerini açmış gözleri yaşlar içinde Hak karşısında iki büklüm olmuş secdelere kapandığını hayal et, hayalinde canlandırma yap ve sonra ona imren!…

Bir Sahabi “Ben filan dostumu seviyorum” deyince Efendimiz: “Bunu ona söyledin mi?” diye sormuş, söylemediğini öğrenince de “Git söyle!” buyurmuştur.

—sey gıbı bı halıfe ıcını sahabelerden soruyo efendımıze onu neden bu kadar sevıyosun dıye efendımızde sana kotuluk yapana nasıl karsılık verırsın soruyo sahabeye o ıyılıkle dıyo efendımız tekrar soruyo yıne ıyılık dıye yıne sorunca kotuluk dıyo yanlıs hatırlamıyosam bu halıfe omerde sonra o gelıyo aynı soruyu ona defalarca soruyo o hep ıyılıkle karsılık verırdım dıyo efendımızde fark bu dıyo bunun, gıbı bısey oldu

evet ne güzel … bildikleriniz ve buna olan inancınız, sizin içinizde bulunduğunu söylediğiniz bu duygunun aslında sizin tarafınızdan benimsenmediğini gösteriyor… Ama doğrudur hepimiz de benzeri durum olabilir, insanız sinir sistemimiz bazen benliğimiz enaniyetimiz var… imtihandayız ve bu mücadele hayat boyu sürecek, yine güzel bir söz var düşmanlık duyacak nefret edeceksen içindeki düşmanlığa düşmanlık duy nefretten nefret et! Yani aslında sizin durumunuz bir ibadet fırsatıdır da, affetme bir gönlü kırmama aksine o gönlü imar etme olsa olsa Nebi vasfı gibi yüksek bir özelllik sayılabilir.

Bugün nice insanlar, katlanılamaz çok zorluklara katlanarak Afrika’ya Çin’e Maçin’e gidiyor Kara kıtanın buruk insanının gönlünü yapmaya sevgi taşımaya çalışıyorlar; dünyaya hoşgörü mesajları sunmaya çalışıyorlar yaşayarak içten…. e artık buradaki dindaşımıza soydaşımıza hele hele geçmişte paylaştığımız bazı konular olan arkadaşımıza dostumuza nasıl davranmamız gerektiğini varın siz çıkarın lütfen!…

Anlaşılıyor ki bu duygu aslında önemli bir görev icra etmesi için verilmiş bir potansiyel nimettir, bize düşen çabamız ve dostlar yardımıyla onun yönünü hayra doğru çevirmektir. Bilirsiniz şeytan bu noktada kaymıştır yani insana savaş açmış, baş düşman ilan etmiş, insanları birbirine düşüreceğine dair yeminini bildiğiniz gibi Ademin iki oğlu arasında gerçekleştirmiştir. Bu olayı da düşünüp şeytanın oyununa gelemeniz, davranışınızın onun davranışına benzememesi gerektiği konusunu düşünmeniz de inşallah faydalı olabilir.

—tesekkur ederım

rica ederim

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s