yoga

YOGA MEDİTASYON ŞİFALI TAŞLAR 09.06.2008

—hocam benim sizinle paylaşmak istediğim bi alan var bilginiz var mı bilemiyorum

buyrun

—kristaller hakkında bilginiz var mı şifalı taşlar

mmm hiç incelemedim doğrusu kimse hiç söz etmedi sizden duyuyorum ilk tabi internette bir iki resim yazı bakmıştım zamanında

—benim hayatım kristaller sayesinde 180 derece değişti yani son başvurdugum doktor şizofreni tedavisi uygulamak istiyodu zyprexa ya da seroquel tedavisi

mm doğrudur ben de tam buna benzer bir şey düşünüyordum şu an… yani bazı konular bazı insanlara daha yatkın olabilir evet

—fakat ben şu ana kadar denediğim ilaç kalmadıgı halde bu kimyasallardan geçici rahatlıktan öte hiçbi fayda görmedim fakat şu anda 15 gün öncesine göre uçuyor gibiyim üzerimden sanki 1 ton agırlık kalkmış gibi gözlerim kulaklarım açıldı

maşallah ne güzel sevindim inş hep devam eder bu durumunuz

—inş örneğin bi tane örnek göstermek isterim bu arada…. onun da şifalı taşlar üzerine kitabı var aynı sitede ve cogu yabancı bikaç kitap daha… ki sadece psikoloji deil fiziksel rahatsızlıklar da buna dahil… her taşın fiziksel ve psikolojik etkileri var size ilk olarak akik taşının linkini vericem

evet yararlı oluyor belli maşallah

—bu taşla ilgili Hz. Ali nin yaşadıgı bi olaydan da bahsedilio en altta onu da okuyup fikrinizi paylaşırsanız sevinirim üzerinde durursanız cok sevinirim hocam.çünkü inanın doğrulugunu %100 test ettim onaylıyorum… hatta faydasını gördükten sonra tüm paramı taşlara yatırdın 15 gün önce 240ytl lik taş aldım ve sonrasında zaten hayatım değişti tüm çakralarımın tıkanmış oldugunu ve biçok konuda kendime zulmettiğimi fark ettim

evet anlıyorum zaten ayet bile taşlardan anlamlı olarak söz eder

—hmm ayeti paylaşır mısınız

yani insanın katı kalpliliğini ki ciddi bir psikolojik rahatsızlık sayılır katı kalplilik… taşlara benzetir onların kalpleri taşlar gibi kaskatıdır der sonra da devamla taştan da katıdır der çünkü nice taşlar vardır ki şak şak olur yarılır içinden sular fışkırtır… şifalı suların kaynağı da aslında taşlar sayılabilir taşlardan adeta şifa fışkırır; kalplerden de güzel duygular fışkırmalı ki taş! denmesin

—hmm anladım

Ayrıca malum Hacerul Esad vardır siyah renkli kabede hac için… o gerçi bir ibadet anlamlıdır kutsallığı vardır ama eller sürülür ona gözler sürülür bilirsin… Hz. Ömer hatta bir keresinde senin taş olduğunu biliyorum Peygamberim sallallahü aleyhi ve sellem el sürmeseydi sana el sürmezdim diyerek bize Allah ile aramızdaki sebeplere bakışta bir denge getirmektedir Taşın diğer fonksiyonları da var cephane olması var mesela zikretmeleri tesbih etmeleri var bir Kutlu El’de…

—evet hocam !

Peygamberimiz eline doldurmuş düşmana sacmış onlar görmez hale gelmiştir adeta bomba gülle tesiri olmuştur, Bir de taşın psikolojik hastalıkların hemen tümünün kaynağı veya körükleyicisi deyim yerindeyse başpiskopat!!! baş psikiyatrist adeta şeytana karşı önemli etkisi vardır. Hac’da şeytan taşlama yapılır, o taşlar günah süslerine karşı ki günahlar psikolojik rahatsızlıkların temel kaynaklarının başında gelebilir, günahların temsilcisi şeytanı uzaklaştırma adına önemli etki irca ederler. Ama taşın bir de günaha ceza olma şekli var ki geçmişte isyankar toplulukların taş kesilmeleri var!
Taş aslında bizim aslımız ham maddemiz yani bir ayette ister taş olun ister demir yine dirileceksiniz der… ve tabi dönüş yerimiz mezar taşlarımız… hayatımız hep taşlar içinde gelişiyor tamamlanıyor… Akik taşlı yüzüğün kullanılmasının sünnet olduğu da bilinir

—vayyy çok güzel bilgiler bu arada ben su anda kızılderililerin kabile reisi boynunda değişik değişik taşlardan oluşan bi kolye taşır ya sırf taşlardan oluşan bi kolye aynı onun gibi bi şey taşıyorum üzerimde 19 değişik taş varbunlardan en önemlilerinden biri obsidyen diyebilirim kendi hatalarının farkına varmanı saglıyor kendi yanlışlarının ve böylece öfkeyi yok ediyor

evet ne hoş… yani insanlar boyunlarını kollarını kuyumcu dükkanı gibi servetleri hapsedeceklerine renkli güzel taşlar takmaları daha hoş ve doğal olurdu

—Efendimiz s.a.v. kendisine bi zat gelip “Ey Allah ın resulu bana 1 tek şey söyle de onu yapıp Allah ın cennetine gireyim” diye sorar Efendimiz de ona “öfkeni yen öfkeni yen öfkeni yen” der
evet ben inanılmaz mutluyum ve Allah a şükürler olsun

haklısınız gerçek pehlivanın rakibini yenen değil öfkesini yenen olduğunu söylemesi gibi…

Ulemâ, Resulullah (s.a.s.)’in yüzük taşının akik veya göz boncuğundan olduğunu söylemişlerdir (Bunların ikisi de Habeşistan ve Yemen’den çıkarılır). Bazen de kara taşlı bir yüzük taşımıştır. Ayrıca Peygamber Efendimiz yüzüğünü bazen sağ bazan da sol elinin küçük parmağına takıyor ve taşını avuç tarafına çeviriyordu. Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle der: Resulullah (s.a.s.) sağ eline gümüş yüzük taktı. yüzükte Habeşistan’dan gelmiş bir taş vardı. Yüzüğün taşını avuç içine çevirirdi (Müslim, Libas, 62). Başka bir riveyette de sol elinin küçük parmağına işaret ederek “Peygamber (s.a.s ‘in yüzüğü şunda idi” diyor (Müslim, Libâs, 63).

—çok merak ettim ne taşıydı acaba siyah olan

yukarda diyor akik veya göz boncuğu göz boncuğu nedir bilemedim

—hmm hocam bi şey daha var paylaşmak istediğim şimdi şöyle diyim

buyrunuz

—ben madde kullanmıştım.açık konuşiyim hani normal değildim ben yani şiddetli takıntı sorunum vardı yaptıgım şeyler her gün her zaman birinin aynıydı madde kullanımı olmuştu..yani hayata dair zevk almayı başardıgın bişi olmayınca insan bu yola hele günümüzde…kolay sapabilio

evet anlıyorum

—bi madde var gunumuz gencleri arasında cok yaygın olan ecstasy bundan kullandım yani bagımlısı falan olmadım ama 7-8 defa içtim onun dışında karanlık bi kuyunun dibinde gibiyim
kendime gelmek derken hani vicdanımı rahatlamak amacıyla söylemiyorum bende kendine bakımsızlık vardı mesela şizofrenik bi özellik veya kafam sürekli önümde sürekli çok derin düşünceli hal … bedenime bakiodum böyle ne hale gelmişim ben diyotum o madde tesirindeyken bedenimde belli bölgelerin bitap olmuş oldugunu fark ediyordum
ben zaten uzun zaman önce kendimi kurtarmaya amacıyla bi yola girmiştim maddeleri denedim
doktorların maddelerini denedim pskoterapi denedim ancak bayagı bi büyüktü problemim

yani şu an kullanıyor musun hala

—yok hocam madde kullanmıyorum

tamam o zaman bir tavsiyem olsun

—buyrun

est… mümkün olduğunca az bahsetmelisin ki bilinçaltı eski hatıraları canlandırmasın ayrıca bilirim sen enerjik ve zeki üretici bir delikanlısın o zaman da demiştim mutlaka hayırlı bilime hizmet eden genç çevre arkadaşlarınla insanlara yararlı işlere kendini vermeye bak ki eski baskılar zorlamasın önemlisi zaten dünyadaki yaratılış amacımız malum

evet cok haklısınız hocam hayırlı yararlı etkinliklerde koşturmak… çoğu genç yanlılık ve akitvite boşluğundan bu tür alışkanlıklara yönelebiliyor bir de aile sorunlarından… aileden destek görmeyince ve psikiyatrik yardım almayınca samimi içten örnek olabilecek arkadaş çevresi de olmayınca maalesef alışabiliyor… gençlere de özendirici olmama adına bahsetmemek doğru olur

—evt hocam… velhasıl sorunlarımın çakralarımla çok alakalı oldugunu örgenince yoga ile ilgili de küçük çaplı bi araştırma yapmak istedim… şimdi orda yazanı özetliyim tüm dinlerde hedef “Aydınlanmadır” içindeki Tanrısal gücü harekete gecrimek söylenenlere göre bu kadın doğuştan Aydınlama ile dünyaya gelmiş ve toplu halde insanları aydınlanmaya ulaştırabiliyormuş kadın 86 yaşında ve resmine bakarsanız 30 yaşında dersiniz orada bi bilgi veriyor “eskiden bazen bi ömrün yetmediği aydınlanma gün gelicek tüm insanlar için mümkün olacak” diyor ki bu aydınlanmada kastettiği insanoglunun ulaştıgı seviye hani bi nevi ermek gibi bi şey tüm hastalalıklardan arınmak,saf Tanrısal huzur ve bu öğretiyle bi gün insanoglunun ölümü dahi yenebileceği bi şey

mmm bu tür bilgiler tabi bize uzak görünüyor, elimizde Kuranı kerim ve Peygamberimizin getirdiği hadisler olduğu için bunların dışında bu tür yaklaşımlar bireysel ruhsal deneyim olarak kalabilir ancak bunu bilmelisin… insanda asla tanrısal güç yoktur aksine tamamin aciz zayıf bir varlıktır
hem maddi bedensel olarak hem de duygusal ve ruhsal olarak… firavun demiştirn bende tanrısal güç var diye onun akıbeti de malumdur bizde secde vardır tamamen yere kapanıp acizliğimizi ilan etmek vardır böyle düşüncelere karşı dikkatli olmanı tavsiye ederim

—Tanrısal güçten kastı hocam ruh… hocam düzeltmek isterim yaratma babında deil.. kalbin bir melek gibi duygulandıgı saf iyi niyet hali

Bu inanışın anlayışın ve uygulamanın alası bizim kültürümüzde en sağlıklı şekilde zaten mevcuttur yani öz kaynağımız berrak ve çağlayanlar gibidir bulanık sularda avlanmanızı tavsiye etmem doğrusu… budizm hinduizm bunlar beşeri ruhsal deneyimlerin ürünüdür, Peygamberleri de vahy ile irtibatları da yoktur ve ne dini ne de bilimsel bir ağırlıkları olmaz, evet bazı ruhsal problemler yaşayanlar kendilerini zaten yoklukta boşlukta zorlukta hissettiklerinden o yanlışlarla da kendilerince rahatlık hissedebilirler, nitekim nice insanlar vardır ki içerler zina ederler oh rahatladım be derler yani…
Şunu düşünebilirsinyoga yapıyor 6 ay aç duruyor hayret diyoruz ama bu haram bir eylemdir
ya da bedenine kanca geçiriyor arkadan araba çekiyor şurasına burasına şiş geçiriyor ruhsal güce ulaşmış olabilir ama ruhsal gücü böyle kullanmak dinimizce haramdır, meditasyon dediğiniz derin düşünmekse bunun karşılığı Kuranda yüzlerce ayette geçer: “Tefekkür!”… Hem de Allahın güzel sanat eserlerini düşünmek.. Ayrıca Tasavvufun salim sağlıklı berrak yönü tarih boyu nice Abdulkadir Geylaniler İmam Rabbaniler Şeyh B.Nakşibendiler vb büyükleri örnek yapmıştır…
şifa konusunda da böyle…

—cok haklısınız peki son bi şey isticem hocam islamdan da bazı örnekler gösteriyor.yani bazı ayetlere başvuruyor. aydınlamanın ne olduguna dair

Evet nirvana diyorlar bu tamamen vahiyden kopuk bir hind budizm inanışıdır. Hinduizmde kast sistemi ile ruhun acı çekmesi ve bunun tekrarı vardır yani reenkarnasyon böylece öbür aleme gide gele buradaki kast basamaklarından yukarılara acılar çekerek yükselerek bir çeşit ruhun mutluluğu sağlanmış olur o inance göre ki bu tefrit sayılabilir ruhu tamamen kaderine terk etme gibi. Buda buna tepki olarak ruhu almış alabildiğine kendi başına tanrısal aydınlanmaya ulaşabilir yolunu açmıştır ki bu da insana tanrısal bir güç yüklemekle ifrata kapı açmıştır. Vahiyden yoksunluk dengesizlik getirir. Yahudilik Hıristiyanlık da böyle değil miydi? Yahudilikte madde dünya ön plandaydı hristiyanlık bozulmuşa bozulmuş tepki veriverdi İsadan uzak dönemde. İnsan Tanrı dedi çıktı işin içinden. Bunun tarihi Firavuna daha öncesine başa Şeytana dayanmıyor mu? Kendi aydınlanmışlığını fazla görmedi mi, Ademi küçümsemedi mi, yeteneklerine bakarak adeta Tanrılaşxarak Allah karşısında alternatif bir tanrıcılık misyonuna soyunmadı mı bütün insanları cehenneme dolduracağım kim der? Ancak Allah diyebilir. Cehennem onundur çünkü. Ama şeytan bunu bile söylemiştir. İşte Hakka boyun eğmeyen her inanış şeytanidir denebilir.
Allaha yaklaşmak mı aydınlanma tanrılaşmak mı? Bizim kültürümüzde kullukla aydınlanılır sonsuzluğa imanla erilir secde ile başlar yücelir gerçek özgürlük ve aydınlanma budur, sırtında binler kitap taşıyan merkepten farksızdır kafaların sadece aydınlanması…
Aydınlanma, kulum bana farzlardan sonra nafilelerle yaklaşır onun eli gözü ayağı olurum hakka onlarla duyar görür yürür sözüyle gerçekleşebilirl
Bak hedef ortak gibi görünse de yollar yöntemler vasıtalar farklı.
Dinimizde güzel sonuca güzel vesilelerle gidilir lütfen unutma kardeşim.
Elimizde dediğim gibi kuran hadisler ve yazılmış güvenilir eserler var bence önce dinimizin ruh boyutunu çok iyi anlamalı öğrenmeli bu tür uç inanışlar insanı saptırabilir kardeşim

inancıngölgesinde sitesini tavsiye ediyorum istersen linkini verebilirim ruhsal olaylara dair

—tabi cok iyi olur memnuniyetle incelerim,


http://www.inancingolgesinde.net/index.php/content/category/4/29/46/

Ayrıca şu sitede geniş bilgiler bulabilirsin

http://www.islamvebudizm.com/

—meditasyon ve yoga budizmle mi ilgili hocam

hinduizm ve budizm ikisi de ruh hareketidir acı çekmeyi seçerler aydınlanmak için.. yukarıda açıkladığımız gibi… Şu adreste geniş bilgi bulabilirsin ayrıca

—hocam benim tek ihtiyacım olan arzuladıgım rahatlıga kavuşmak bunun için de günde 10dk ilgili taşı cakra üzerine koyarak tedavi bu meditasyon ya da yoga bi dinin ibadeti mi peki son olarak

şimdi kardeşim bir taşı yüzükle kolye ile takmak ve şifayı sadece Allahdan beklemek başkadır bilirsin bir de bunu bir ruhsal tanrısal güç diye düşünerek yapmak başka… dinimizde şifa yolları hem dua hem bilimsel tıbbi yöntemler hem de sosyal faaliyetler olarak temelde üç ana maddede özetlenebilir

—evt

dinimizin temel kurallarına inançlarına ters düşmediği sürece taşlardan da tabiattan da tabi ki yararlanılabilir ilaçlar zaten tabiattan geliyor..

—duaların şifası konusunda da kendi yaşadıgım bi olay var %100 fayda gördüğüm anlıyorum hocam bu açlık konusu vs dinimize elbet ters düşücektir fakat bunu nasıl anlatabilirim gizli hazine de enerji kanalları yani çakralar tıkanık oldugunda ne tip rahatsızlıklar cektiğimiz yazıyo.

bahsettiğiniz konularda cidden bilgim hiç olmadı … ama dediğim gibi çevrende mmutlaka bilgili ve ahlaklı gençlik arkadaşları ile güzel hayırlı hizmetlere yönelirsen zamanla her konuda Allah yardım şifa yollarını çogaltacaktır

—hocam size bu meditasyon ve yogayı araştırma sebebim hakkıında bi şey sorucam eğer daha sonra 10dk vaktiniz olursa

Şimdi baktım şu adresi buldum çok hoş

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=5797


http://www.harunyahya.org/sosyal/budizm/islamvebudizm1.html

bu sayfa doğrudan islam ve budizm mleditasyon açıklamaları var geniş

—hocam bu arada meditasyon ya da yoga budizm mi yani budizm benim bildiğim rahiplerin dilendiği bi din

evet budizm budanın kurduğu bir din buda zengin bir prens ama içe dönük düşünce yönü var bir gün sokağa çıkıp hastaları fakirleri dert çekenleri görünce içlenir ve sarayı terk edip ormana yönelir oldukça uzun bir süre bir ağacın altında aç susuz aylarca düşünceye dalar ve kendine göre bir kısım ruhsal deneyimler yaşar..
Ha kardeşim ruh sonsuz Allah’dan geldiği için tabi ki madde ötesi yönleri yetenekleri vardır kafir denilen inanmayan bir insan bile yemese içmese ruhsal düşünceye yogaya meditasyona rahipçe manastıra kapanmaya başlasa 40 gün içinde madde ötesi olaylarla irtibat kurmaya başlayabilir
var mı gücünüz 40 gün b.ir tutam günlük ot yiyerek ruhsal dünyanızı geliştirmeye… bu varsa siz de madde ötesine perde aralayabilirsiniz ama bu değildir ki hedef İslam ruh dini değildir madde dini de değil hem beden hem ruh hem dünya hem ahıret iki hayatı birden kucaklar… uzattım özür

—yani bu bedensel rahatsızlıklarımdan kurtulmak için başka ne kullanabilirim bilemiyorum yogayı bilmiyorum meditasyonu da bilmiyorum ama..

yani aynı şeyleri söylemek durumundayım…. kuran hadisler alimlerimiz ve güzel bilimle uğraşan ahlaklı arkadaş çevresi diyeceğim… Psikiyatrist diyeceğim… dinimizi iyice öğrenmek diyeceğim… yoga diyemeyeceğim ama dediğim gibi daima insanlara hayırlı hizmetler yapmakla yükümlüyüz ibadetler yanında bu arada bu kitapları da okuruz taşları da taşırız evet verdiğim temel siteler inancımızın esasını anlatır bence onlara tam güvenip hareket edebilirsiniz

— şimdi neden yoga diyince direkt hinduizm ve budizm den söz actıgınızı daha iyi anlıyorum

evet doğru onlar iç içedir

—şimdi daha iyi anlıyorum

e kardeşim zeki gençtir

—saolun hocam herşey için çok teşekkür ediyorum

est kardeşim allah razı olsun güç kuvvet direnç versin

YOGA MEDİTASYON MUSTAFA AYDIN

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=5797

Reiki vb. gibi insandaki bio enerji kullanımına dair uygulamalara İslam’ın bakışı nedir?
Değerli Kardeşimiz;

Yoga İslam kültüründe olmayan ve aslı hindistana dayanan bir akımdır. Yoga yapılırken çeşitli düşünceler ve hareketlerle beden ve ruh rahatlatılmaya çalışılır. Eğer bu yapılan hareketler ve söylenen sözler islamiyete ve islami ruha aykırı ise bunu yapmak caiz değildir.

Diğer bir husus ise insanlar bunu bedensel ve ruhsal yönden rahatlamak için yapıyorlarsa, bunun yerine islamiyetin emrettiği ibadetleri yapmak daha iyidir. Çünkü yapılan ibadetler (namaz, oruç vs.) hem insanın ruhunu rahatlatır hem de insanın bedeni yönden sıhhat bulmasını sağlar .Ayrıca bu ibadetelri yapakla kendi dininin emirlerini yerine getirmenin verdiği bir huzur hali yaşanır. İbadet yerine yapılan sun’i hareketler ibadetin yerini tutamaz. Namaz ve oruç gibi ibadetlerin madden ve manen insana verdiği faydalar ilmen dahi isbat edilmiştir. Yüce rabbimiz kuran-ı erimde “Kalpler yalnız Allahı zikretmekle mutmain olur.” buyurmuştur.

Bu konuyla ilgili bir araştırma…

Yoga, reiki, meditasyon ne kadar masum?

Şehir hayatı beraberinde dayanılmaz koşuşturmacalar, yorgunluklar, stresler, çatışmalar, çekişmeler getiriyor.

Yorulan bedenler ve zihinler ertesi güne dinç kalkabilmek için yeni dinlenme ve huzur bulma yolları arıyor. Sürekli bir şeyler yetiştirme telaşı, konsantre olmakta güçlük çekme, dinlenmek için zaman bulamama, çabuk sinirlenme, kendini mutsuz hissetme şehir insanının artık kronik sorunlarından. Yapılan yürüyüşler, koşular ya da gidilen spor salonları fiziksel rahatsızlıkları kısmen bertaraf ediyor. Ama ruhen ferahlamak o kadar kolay olmuyor. Birçok insan huzur bulmak, hayatlarına düzen vermek ve kişisel becerilerini geliştirmek için birçok etkinliğin yanı sıra yogaya da yöneliyor. Yoga diyeti, reiki, zen felsefesi, meditasyon derken bu tarz uzakdoğu inanışları farklı bir şekilde ön plana çıkıyor.

“İntiharın eşiğinden yogayla döndü”, “Yoga boy uzatır, yağları yakar”, “Bedeni ve zihni eğitiyor”, “Depresyona birebir!”, “Yoga ile saf arzuyu bul”, “Yoga yapan çocuklar daha rahat uyuyor”, “İşte bilgeliğe giden dört yol” gibi başlıklar konuyla ilgili özendirmeerden sadece birkaçı. Zihinlerindeki sorulara cevap arayan insanların ruhlarındaki boşluğu gidermek için yoga, meditasyon, feng shui, zen felsefesi gibi şeyler alternatif olarak gösteriliyor. Bu tür uygulamalara sağlıklı yaşam, doğru beslenme, sevgi, mutluluk, pozitif düşünme, evrenle uyum, vücut enerjisini doğru kullanma gibi kavramlarla başlanıyor. Ama günah-sevap, dünya-ahiret, cennet-cehennem, Yaratıcı-kul kavramlarının içi yeni öğretilerle bir anda boşaltılıyor.

Modern yaşamın bir parçası gibi gösterilen ve yapılan uygulamalarla bunu anlatan pek çok şey insanların zihinlerinde iz bırakıyor. Yoga, reiki, meditasyon, Zen felsefesi vb. değişik şekillerde özellikle kadın dergilerinde karşımıza çıkıyor. Birçok televizyon dizisinde de bu tür ögeler özendirici bir şekilde yer alıyor. Yogaya ve onun gibi benzerlerine katılan insanlardan sadece spor yapmalarının ötesinde bazı öğretileri de yerine getirmesi isteniyor.

Yoga uzmanları, öğretiler olmadan yapılan yoganın jimnastik veya aerobik olacağını ifade ediyor. Onlara göre yoga; üç temel varlığımız olan fizik, zihin ve ruh planlarımızın mükemmel şekilde ahengini temin eder. Meditasyon ise, ‘mutluluğun yegane yolu’ olarak telkin ediliyor. Kişisel gelişimle ilgili eserlerde yer alan, hayatı ve benliği anlamlandıran temel kavramlara, Budist, Maniheist, Brahmanist, Taoist bakış açısıyla anlamlar yükleniyor. Yoga yapacak kişinin, bir köşeye oturup rahatlamak için tekrar tekrar yinelediği çoğu büyüsel içerikli söz yada sözcüklere (genellikle “aum/om”) “mantra” deniyor. İnsanlar garip bir şekilde, Hindu, Brahman, Budist, Taoist, Şintoist âlemin kainatta neye karşılık geldiği, kimden ne istendiği belli olmayan “mantra”larını söyleyerek şifa, afiyet ummaya çalışıyor.

Meditasyonla ne amaçlanıyor?

Liderliğini Maharishi Mahesh Yogi’nin yaptığı Transandantal Meditasyon (TM) hareketi de yoga gibi giderek yayılıyor. Onlar da aynı söylemi kullanıyor ve herhangi bir dini amaçlarının olmadığını söylüyorlar. Amaç olarak yine sağlıklı beslenme, enerjiyi dengeleme, huzur ve sükunet konuları öne çıkarılıyor. Mürit adaylarına “kendi inançlarınızı, dininizi değiştirmenize gerek yok” deniyor, ancak, her gün sabah kahvaltısından ve akşam yemeğinden önce olmak üzere iki defa büyük üstad Maharishi’nin resmine bakarak meditasyon yapmanız, transa geçmeniz gerekiyor. TM’nin, Türkiye’de 20 bin kayıtlı üyesi bulunan 5 derneği bulunuyor. Kamuoyunun çok iyi bildiği isimlerin sürekli tavsiye ettiği TM, her geçen gün daha çok insana ulaşıyor. Onlara göre TM, bir din değil. İlahiyatçılara göre ise transandantal meditasyon, Budist “aydınlanma”yı elde etmek için Hindu “Raja Yoga” üzerine temellenen bir din hüviyetinde. Bütün bu Hint kökenli kültlerin hepsinde reenkarnasyon düşüncesi bulunuyor. Çünkü bu, dinlerin temel inancını oluşturuyor. İlahiyatçı-yazar M. Enes Ergene, yoga ve meditasyon söylemleriyle Türkiye’de faaliyette bulunan grupların yoga ve meditasyonu bir nevi spor olarak lanse ettiklerini; ancak gerçekte yoga felsefesinin sosyo-psikolojik açıdan bir dini inanç biçimi olduğunu söylüyor. Tüm dünyada mistisizme ve metafiziğe ciddi bir yönelme olduğunu söyleyen Ergene, “Yoga ve meditasyonda dini sayılabilecek bir dizi rabıta ve trans biçimi, tören, sembol ve ritüeller var. Zaten Amerika’da kendilerini yeni ve kozmik bir dinin üyeleri olarak tanıtıyorlar. Ama Müslüman bir ülkede bunu din gibi tebliğ etmeyi stratejik bulmadıkları için bir nevi spor gibi takdim ediyorlar. Hepsi köken olarak, dünya görüşü olarak ve birer felsefe olarak Uzakdoğu dinleriyle ve özellikle de Budizm’le yakından ilgili.” diyor.

Spor görünümlü felsefeler

New age hareketlerde büyü ve sihir çok büyük bir yer kaplamaktadır. Uzakdoğu dinlerinin tüm büyü ritüelleri, Şamanizm gibi büyü temelli batıl inanışları ve tarih boyunca süregelmiş her türlü o kült inanış bu batıl dinle tekrar dünya gündemine getirilmiştir.

Falcılık, tarot kartları, ruhlarla bağlantı kurarak gelecekten bilgi alma aldatmacası, medyumluk ve kehanette bulunma gibi batıl inanışlar new age kültürünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. Zaten Guru ismini verdikleri yoga uzmanları da genelde ruhlarla bağlantı kurdukları, medyumluk yaptıkları, tarot kartları ile geleceği söyleyebilecekleri gibi iddialara başvurarak insanları etkilemeye çalışıyorlar. Oysa gaybı da ve müşahade edilebileni de sadece Allah bilir. (Neml Suresi, 65) , (Cin Suresi, 26-27).

Onlara göre her insan özünde “ilahlık” enerjisi taşıdığı için, belli bir seviyeye geldiğinde “doğru – yanlış”, “günah – sevap” diye bir şey kalmamaktadır. Onlara göre insanın yaptığı herşey doğrudur.

Psikiyatrist Mustafa Merter: İnsan ruhuyla oynanmaz!

“Avrupa’daki uzun hayatım boyunca, yoğun bir şekilde meditasyon uyguladım. Türkiye’ye gelip İslam’la müşerref olduktan sonra, gitgide meditatif aktivitelerim ikinci plana düştü. Meditasyonu ben, psikoterapide bazı yardımcı metotlara ek olarak telakki ediyorum. Meditasyonu eğer bir dinsel uygulama gibi algılarsak bir süre sonra, zehir haline dönüşebilir. Çünkü meditasyon esnasında değişik bir bilinç boyutuna giriyor ve çıkıyor insan. Bir bağımlılık oluşabiliyor. Oradan bu boyuta geldikleri zaman, bir boşluk hissediyorlar. Dünyadan zevk alan, o hazları hissedemez hale dönüşüyor. Tekrar öbür tarafa dönmek istiyor. Fakat öbür taraftaki hali bulamadığı için, iki cami arasında bînamaz oluyor. Bu gidip gelmelerin sonunda insan, çok ağır depresyona girebiliyor.

– Nasıl tezahür ediyor?

Senelerce beraber olduğumuz bir arkadaşım, gül gibi bir karısı, güzel çocukları var. Psikiyatristlerin tanımını koyamadıkları bir depresyon yaşıyor. 70’li yıllarda Budist mabetlerinde kalıp, uzun süre meditasyon yapan bir çocuk. Ne bu dünyadan zevk alabiliyor, ne öbür tarafa gidebilir halde. Sokaklarda ruh gibi dolaşıyor. Ve o münferit bir vaka değildir. Geçen bir olay aktarıldı: Birisi, Azerbaycan’dan gelen bir şifacıya gidiyor. Kendinde bir rahatlama hissediyor. Ve yakınlarını da oraya gitmeleri için teşvik ediyor. Yakınlarından bir tanesi, “Bana vahiy geliyor” demeye başlıyor. Eşi de paranoid bir krize giriyor. O aile parçalanmak üzere. İnsan ruhuyla oynanmaz. Kendin pişir, kendin ye maneviyatı olmaz. İnsanın bu dünyada bir haz kredisi var. Eğer bu haz kredisi aşılırsa, artık hiç haz alamaz hale geliyoruz.

– Bu enerji alıp vermelere ne diyorsunuz?

İşin içinde enaniyet var. İşin Rahmani boyutu bitmiş. Büyük bir ego şişmesi oluyor. Bu insanlar yalnız şifada kalmıyorlar, ondan sonra “Ben Hz. Mevlana’yım, reenkarnasyonum. Ben peygamberim, ben Allah’ım” diyenler var. New age grupların temel öğesi, insanların ‘ben yaptım’ duygusunu yaşamalarıdır. Kulluk bilinci yoktur.

(Zaman.1.8.2004, Nuriye Akman röportajı)

Yoga din değilse ne?

Yoga bugünkü Hint dillerine temellik yapan Sanskritçede ‘boyunduruk’ etme anlamındaki ‘yug’ kelimesinden türemiş ve bedenin, duyguların ve zihnin tam kontrolü anlamına geliyor. Bu, bir taraftan vücudun, zihnin ve ruhun uyumu ve bütünleşmesi, diğer taraftan da kişisel ruhun “Evrensel Ruh”la(!) birleşmesi demek. N. V. Raghuram’ın Türkiye’deki yogacıların sitesinde yayınlanan makalesinde “Yoga yaparsam Hindu olur muyum?” sorusu sorularak cevap olarak, “Yoga din değildir” deniyor; ama bakın devamında “din” nasıl bir müessese olarak görülüyor:

“Yoga’nın bir dine ait olduğunu düşünmek, büyükbabanın yeni doğmuş torununa benzediğini söylemek gibidir. Din çoğu zaman bizi sınırlarken yoga bizi genişletir. Bizi köle haline getirmekten ya da dünyanın içinde boğulmaktan, ya da ben-merkezci olmaktan korur. Yaşam yolunda, kişi içsel tanrısal yönünü tezahür ederek büyüyebilir.”

Yine aynı makalede, “Yoga ile âşina olmayanlarımız onu genellikle Hindu dininin bir uzantısı olarak görür ve bilmeden pagan bir ritüelin bir parçası olmaktan çekindiği için yogadan uzak durur. Ancak, Yoga bir din değildir! Çünkü yoga, bilinen tüm dinlerden daha önce başlamış bir felsefedir!” deniyor.

Türkiye’ye sık sık gelen tanınmış gurulardan Shri Mataji’nin çalışmaları durumu en iyi şekilde özetliyor: Harbiye Askerî Müzesi’nin fuar salonunda düzenlenen yoga ayini sırasında katılımcıların Shri Mataji’ye taptıkları için ayaklarını bile öptükleri, ayaklarını yıkadığı suyu içtikleri medyaya yansımıştı. (Milliyet, 23.04.2002) Shri Mataji’nin büyük bir fotoğrafı ile tütsü, Hint müziği ve mumlar, Sahaja yoganın öğretildiği mekanlardan eksik edilmiyor. Eğitime katılanlara önce “aydınlama meditasyonu” yapılıyor, yani herkesin omuriliğinde olduğu varsayılan ‘kundalini enerjisi’ başın üzerine yükseltilip bağlanıyor! Ondan içlerindeki ‘saf çocuğu’ uyandırması isteniyor. Ancak, tüm bunlar, yapılırken Shri Mataji’nin fotoğrafının önünde mum yakarak ona doğru dönük olmak, onunla kalben transa geçmek şart! (06,12,2004, Sabah)

Medya yönlendiriyor

Birçok kadın dergisi ve gazete yoga ve benzeri akımları manken görüntüleri eşliğinde sayfalarına taşıyarak gündemde tutuyor. Ancak, bu tarz programlarda miskinliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş malum Hind fakirlerinin imajı yansıtılmıyor. Bu özendirmeler sayesinde artık kolejler, ilköğretim okulları, devlet daireleri, hatta bazı özel ana sınıflarında dahi çocuklara Hindli yogiler eşliğinde yoga yaptırılıyor.

Yoga, meditasyon, şifacılık, biyoenerji tedavileri, transandantal meditasyon gibi uygulamalar bu tarz inanışlarda büyük bir yer tutuyor. Astroloji, tarot kartları, falcılık, medyumluk bu kültürün önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Sonu Budizm’e varıyor

Budizm putperest bir anlayış üzerine kurulmuş, çok tanrılı bir dindir. Bu anlayışla yetişen Budist rahipler tüm hayatlarını Buda’ya ibadetle geçirirler. Budizm, tevhidi kabul etmeyen, sadece insanın bazı ahlaki yönlerden gelişimini ve dünyaya ait ızdıraplarından kurtulmasını temel alan özünde çok tanrıcı bir felsefedir. Budizm, insanın dünyaya sürekli geldiği, bir önceki hayatındaki davranışlara göre bir sonraki hayatının şekillendiği (reenkarnasyon) düşüncesi üzerine kurulmuştur. Bunlar İslam’a ve Kur’an’a tamamen zıt düşüncelerdir.

Uçmak, suda yürümek!

Türkistan’da yetişen büyük velîlerden Ebu Said Ebü’l-Hayr’a bir gün, “Filanca kimse su üstünde yürüyor. Buna ne dersiniz?” diye sorulunca; “Bunun kıymeti yoktur. Ördek ve kurbağa da yüzer.” dedi. “Filan adam havada uçuyor.” dediler. “Sinek ve çaylak da uçuyor. Sinek kadar kıymeti var.” dedi. “Filan kimse, bir anda şehirden şehre gidiyor.” dediler. “Şeytan da, bir solukta şarktan garba gidiyor. Böyle şeylerin dînimizde kıymeti yoktur. Merd olan, herkesin arasında bulunur. Alış-veriş yapar, evlenir. Fakat, bir an Rabbini unutmaz.” buyurdu.

MUSTAFA AYDIN
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet Editör

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=5797

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s